Pembe Panter Serisinin Yıldızı Elke Sommer 85 Yaşında Hayatını Kaybetti
Pembe Panter serisinin ikinci filmi Karanlıkta Bir Çığlık ve Altın Küre kazandığı The Prize ile tanınan Alman oyuncu Elke Sommer, 86. yaş gününe günler kala 85 yaşında hayatını kaybetti.

Google'da SineMatrix'i tercih edilen kaynak yap
Pembe Panter serisinin ikinci filmi Karanlıkta Bir Çığlık'ta Peter Sellers'ın karşısında oynayan ve The Prize ile Altın Küre kazanan Alman oyuncu Elke Sommer, 85 yaşında hayatını kaybetti. Variety'nin aktardığına göre Sommer, 28 Ekim Çarşamba günü Los Angeles'taki evinde vefat etti. Haberi oyuncunun üvey oğlu Sebastian Walther, Alman gazetesi Bild'e doğruladı.
1960'ların Hollywood'unda Avrupa'dan gelen en parlak yüzlerden biri olan Sommer; Paul Newman, Bob Hope ve Dean Martin gibi yıldızlarla aynı afişi paylaştı. Kırk yılı aşan kariyerinde Almanya, İtalya, İngiltere ve ABD'de onlarca yapımda rol alan oyuncu, kameranın dışında ressam kimliğiyle de tanındı.
Elke Sommer'in Vefat Haberini Üvey Oğlu Doğruladı

Bild'in haberine göre Sommer'in vefatına kalp yetmezliği yol açtı. Oyuncu son aylarda bu rahatsızlık nedeniyle yatağa bağlı yaşıyordu ve 5 Kasım'da kutlayacağı 86. yaş gününe yalnızca birkaç gün kalmıştı.
Sommer, bu yıl ağır bir kayıp daha yaşamıştı. 1993'ten beri evli olduğu eşi Wolf Walther, kanserle mücadelesini kaybederek Temmuz 2026'da hayatını kaybetmişti. Alman basınına göre çift, 2025'te ABD'ye taşınmıştı; Sommer eşinin vefatının ardından kalbinin kırıldığını söylemişti. Oyuncunun ilk evliliği ise Hollywood yıllarına denk geliyordu: 1964'te gazeteci ve yazar Joe Hyams ile evlenmiş, çift 1981'de boşanmıştı.
Vefat haberini ilk olarak Alman basını duyurdu. Variety, Deadline ve The Hollywood Reporter kısa süre içinde oyuncunun kariyerini anan yazılar yayımladı; Türkiye'de Hürriyet Kelebek de Sommer'i "Pembe Panter'in yıldızı" olarak andı. Sommer'in 1959'da başlayan oyunculuk kariyeri, 2000'lerin ortasına kadar sinema ve televizyonda sürdü.
Berlin'den Hollywood'a: The Prize ile Gelen Altın Küre

Elke Sommer, 5 Kasım 1940'ta Berlin'de Elke Schletz adıyla dünyaya geldi. 1950'lerin sonunda İtalya'da tatildeyken bir İtalyan yapımcı tarafından keşfedildi ve ilk rollerini Avrupa yapımlarında aldı. 1962'den itibaren ağırlıklı olarak uluslararası projelerde oynamaya başlayan oyuncu, 1964'te ABD'ye yerleşti.
Hollywood'daki asıl çıkışını Mark Robson'ın yönettiği The Prize (1963) ile yaptı. Irving Wallace'ın romanından uyarlanan ve Nobel ödüllerinin verildiği günlerde Stockholm'de geçen bu casusluk gerilimiyle Sommer, Paul Newman ve Edward G. Robinson'ın yanında yer aldı. Film, ona 1964'teki Altın Küre töreninde en umut vadeden yeni kadın oyuncu ödülünü getirdi.
Birçok dili akıcı konuşabilmesi, Sommer'i Avrupa ile Hollywood arasında kolayca gidip gelen nadir oyunculardan biri yaptı. Altın Küre'nin ardından stüdyolar onu hem komedilerde hem de gerilim filmlerinde başrole taşıdı.
Pembe Panter Serisinde Clouseau'nun Karşısında

Sommer'in en kalıcı rolü, Blake Edwards'ın 1964 yapımı Karanlıkta Bir Çığlık filmindeydi. Pembe Panter serisinin ikinci filmi olan yapımda Peter Sellers'ın sakar müfettiş Jacques Clouseau'su, Sommer'in canlandırdığı hizmetçi Maria Gambrelli'nin cinayet zanlısı olduğu bir davayı soruşturuyordu. Bütün deliller aksini gösterse de Clouseau'nun Maria'nın masum olduğuna inatla inanması, filmin komedisinin temelini oluşturuyordu.
Bu filmin ardından Sommer, Hollywood'un en çok çalışan yabancı yıldızlarından biri oldu. 1965'te James Garner ve Dick Van Dyke ile The Art of Love'da, 1966'da ise hem Stephen Boyd'un başrolündeki The Oscar'da hem de Bob Hope ile Boy, Did I Get a Wrong Number! komedisinde rol aldı.
Deadline, Sommer'in belirgin Alman aksanı ve asil duruşunun bu dönemin filmlerine egzotik bir hava kattığını yazdı. Oyuncu, 1960'ların ortasında gazete ve dergi kapaklarının da en çok aranan yüzlerinden biriydi.
The Wrecking Crew'dan Avrupa'ya Dönüş

1967'de İngiliz yapımı Deadlier Than the Male'de oynayan Sommer, ardından Dean Martin'in Matt Helm serisinden The Wrecking Crew filminde Sharon Tate ile birlikte kamera karşısına geçti. 1968 yapımı komedi The Wicked Dreams of Paula Schultz ise genellikle oyuncunun Hollywood'daki başrol döneminin sonu olarak görülür.
1970'lerde yeniden Avrupa'ya yönelen Sommer, Mario Bava'nın Lisa and the Devil filminde oynadı. Agatha Christie uyarlaması And Then There Were None (1974) ve İngiliz komedi serisinin halkalarından Carry On Behind (1975) ile farklı türlerde yer aldı. 1979'da The Prisoner of Zenda'da Peter Sellers ile yeniden buluştu.
Sinemanın yanında televizyonda da sevilen bir yüzdü: The Dean Martin Show'da ve Bob Hope'un özel programlarında şarkı söyleyip skeçlerde rol aldı. Çocukluğundan beri resimle ilgilenen Sommer, 1968'de Münih'te açtığı ilk sergisinin ardından eserlerini Avrupa ve ABD'deki pek çok sergide gösterdi.
Kaynaklar: Variety ↗, Deadline ↗, The Hollywood Reporter ↗, TV Insider ↗


